14 Aralık 2011 Çarşamba

Şu Sendromlar Yokmu Şu Sendromlar

İç güveysinden halliceyim. Aslında seviyorum böyle demeyi kötüyüm demekten daha yumuşak olduğu bir gerçek.
İnsanın zihni kötü olaylarımı daha çok akılda tutuyor yoksa kötülükler mi daha çok etrafı kolaçan ediyor henüz çözebilmiş değilim. Dün iyi ve çok güzel bir gündü demek için çok sebebim vardı.
Sabah kalktım, sevdiklerim yanımdaydı oğlumu öptüm onu giyindirirken, sağlıklıydık ona el salladık babannesine bırakırken, çalıştım, gülümsedim, kahvemi içtim, eşimle konuştum telefonda gülümsedim, işimi bitirip evime gittim, masamı kurdum oğlumu eşimi karşıladım, sarıldım onlara, düşünsenize herşey çok iyiydi ama işte akılda kalan şu kötü haber oldu.
Çok samimi iki arkadaşımız boşanıyorlar. Dannnk...
Yani 2 veya 3 hafta önce görüştüğünüz mutlu olduklarını düşündüğünüz bir çiftin her türlü detaylarının konuşulup anlaşıldığı avukata dahi verildiği bir süreci şakınlıkla dinlemek beni kötü etkiledi.
Yo yo beni etkileyen aslında boşanma lafı değildi belki, çünkü evlilikler kadar boşanmalara da 3. şahıs olarak çok da müdahale edemiyorsunuz. Beni kötü etkileyen 8 yıllık bir süreçten sonra çocuk yapmaya karar vermeleri ve bir çocuklarının olması hemde daha 4 aylık işte asıl üzen bu oldu.
Önceleri daha bir ketumdum. Böyle şeyler çok etkilemezdi beni. Hatta bana sinir olanlar bile olmuştur hayatta doğruya doğru. Ama işte anne olunca o köşeleriniz törpüleniyor ağlak birşey oluyorsunuz. İşte o an oturuverdi içime o tatlı bebek.
Bu erkeklere sinir oluyorum bazen belki arkadaşımın şu aralar yaşadığı çalkantıları en iyi anlayabilenlerden biriyim. Çünkü şu lohusa denen illet öyle birşeyki sizi istemeden içine çekip bambaşka bir siz yaratıyor. Bunu istemiyorsunuz ama kendiliğinden sinirli, asabi, bir bardak suda fırtınalar koparan, soğuk, devamlı şikayet eden bişey yapıyor. Allah biliyor ya bazen kafayı oynatacakmışım gibi hissederdim kendimi. İşte öyle birşey.
Vee kimileri bu süreci bir şekilde atlatıyor kimileri atlatamıyor. Tabi onlarla konuştuğumuzda yılların birikmişlikleri olarak anlatılan şeyler çok,belki de geç çocuk sahibi olmak oluşan sendromlar onları daha da yıprattı.
Annemin bir sözü vardır. Çocuk sahibi olmak taş kemirmek gibidir çok sabır çok kuvvet çok güç gerektirir. Düşünsenize taş hiç kemirilirmi işte öyle akıl almaz zor birşey bir çocuğu yetiştirmek.
Belki dediğim gibi yılların verdiği bazı yıpranmışlıklar çocuk olunca ortaya çıkan bütün ruh halleriyle birleşince böyle bir sonuç çıkmış olabilir. Bilmiyorum ama bildiğim onlara anlatmaya çalıştığım ama onların Nuh deyip Peygamber demekdikleri şey bunun bir süreç olduğu ve bu zamanın doğru karar vermede iyi bir zaman olmadığı. Yazıkki dediğim gibi 3. şahıs olarak çokda müdahale edemiyorsunuz böyle şeylere.Ah şu erkekler biraz daha anlasa bazı şeyleri kafalarının dikine gitmeseler şu anki bu mutsuzluk hem o kadını hem bebeğini ne çok etkiliyor bir bilseler.
Ah keşke her ikisi de biraz daha sabırlı olsalarda Uras'ın her hallerini birlikte izleyebilseler yaşayabilseler. Ah keşke.
Neyse bugün şu küçük detaylara bakıp biraz gülümsemek istiyorum. Sadece gülümsemek...

3 yorum:

Seda dedi ki...

sevdiğinden ayrıldıktan sonra,ya da boşandıktan sonra nasıl dost kalınır hiç bilmem ve kalamamda ben ama inşallah arkadaşların bunu becerebilirler Sibel'ciğim..sonuçta 4 aylık bir bebekleri var..bebeğin her ikisinede çok ihtiyacı var..kokularını arar yavrucak..

Hayat Cafe Tarifleri dedi ki...

Sayfana bayıldım canım..
Takibindeyim.
Sevgiler.

birtutamkekik dedi ki...

MERHABALAR:)
NE HOŞ BİR SAYFA BU BÖYLE.
BLOG ANNELERİNDE GÖRDÜM LİNKİNİZİ VE HEMEN IŞINLANDIM BURAYA,:)
TAKİPÇİNİZİM.
BENDE SİZİ BEKLERİM SAYFAMA,ARZU EDERSENİZ ELBETTE..
KUCAK DOLUSU SEVGİLERİMLE..
:)