24 Ocak 2013 Perşembe

Neler Geldi Neler Geçti Geçmeyenler de Var Elbet Ama, Aması da Var Elbet

Kızıyorum bazen kendime. Az önce Aylin Anneyi okudum. Çoğu zamanda okurum zaten. Özgür diye güzeller güzeli bir kızın yaşamla savaşını okudum okudukça da kızdım bazen kendime, ağladım bazen, utandım çokça. Şu hayatta ne anneler ne  mücadeleler veriyor çocuklarının bazen tanısı bile konulamayan sağlık sıkıntıları için. Evet zaman içinde bizde sıkınlı şeyler yaşadık bilmiyorum belki genede yaşayacağız(inşallah tekrarları olmaz) yaşarken acısını çok derinden hissediyorsun ağlıyorsun sızlıyorsun çünkü hayatta hiçbirşey o anki acını tariflendiremiyor sanki hayat duruyor ölüyor herşey kararıyor  ve bazen tarifsiz sorgular nedenler niçinler geçiyor binlerce kez vücudunun her hücresinden. Ama işte hayatta dedim ya nice sayısız sıkıntı da olan aileleri ve onların hikayelerini gördükçe yada okudukça Allah'a binlerce kere şükrediyorsun ve gerçekten utanıyorsun o insanların çektiklerinin büyüklüğünü gördükçe. Niye anlattım bunları  kendimi kendime getirebilmek için belki de.

20 günlük bronşit başlangıcı olması ve hastanede geçirdiğimiz 5 günlük yatışımızla başladı serüven Allah'tan erken teşhis ve güzel bir tedavi sonucunda birdaha tekrarlamayan bu hastalığa öyle çok üzülmüştüm ki sonrasında 1,5 yaşında başlayıp mütemadiyen her ay tekrarlanan boğaz enfeksiyonu çocuğumu resmen yiyip bitirdi. 1 hafta hasta 15 gün iyi sonra tekrar boğaz enfeksiyonu 3 gün geçmeyen ateş ilaçlar vs. Buna da çok üzülüyordum. sonrasında boğaz ameliyatımız oldu ve 1 haftalık iyileşme sürecinin akabinde gene boğaz sıkıntısı yaşadığımız zamanlar oluyor ama oldukça azalan bir durum şeklinde seyrediyor bu hastalığımız da. 

Bu arada Tarkan 4 yaşına kadar 2 kez havale geçirdi. Allah'a şükür ilk havalesinde de ikinci havalesinde de tomografi sonuçları EEG'si herşeyi normal çıktı. Tabi bu arada hastaneler, yatışlar, tahliller, beklemeler uzunca hastaneye gel gitlerimiz oldu bununla birlikte sinirlerimizin bozulduğu da çok oldu. Evet bizim durumumuzun biraz genetik yatkınlıkla bağlantılı olduğunu söylüyor doktorumuz Özlem Hanım büyük bir ihtimalle bende olduğu gibi 6lı veya 7li yaşlarda beyin gelişimi tamamlanınca geçecek olan bir durum ama gel gelelim heran aklında bu durumla yaşamak zor birşey. Şuan sadece tedbir amaçlı bir şurubumuz var hergün sabah akşam kullandığımız. Bunlara şükrediyorum. Evet şükrediyorum ama insan başına geldiğinde bazen böyle düşünemeyebiliyor gerçekten inkar etmiyeceğim.

 Fakat tabi bu arada birde göz sıkıntılarımız çıktı gözlük kullanmaya başladı başta bir üzüntüsü oldu bu durumun da hatta ilk duyduğumda dünyanın başıma yıkıldığını zannettim,  halbuki küçükken yıllarca gözlük kullanmış biriydim ben şaşılıktan dolayı. Sonra ikinci gün alışmaya başladı gözümüz bu yeni haline  şuan gözlüksüz halini hatırlayamıyorum bile daha sevimli geliyor bu hali gözüme ve akabinde göz tembelliği denen şeyle karşılaştık. Aslında çok basit ama bi o kadar da çok zor bir göz hastalığı. Tek çaresi sağlam gözün kapatılması görmesi az olan gözün çalıştırılmaya zorlanması evet kulağa hoş geliyor çünkü ameliyat yok ilaç yok hastene yok ama işte bu işi  3,5 4 yaşındaki bir çocuğa yaptırmak o kadar zor birşey ki çünkü göz az görüyor bulanık gördüğü içinde 4 saat bu işlemi yaptırmak zulüm gibi birşey. Kaldı ki malesef Tarkan bu 4 saate riayet edemediği için 3 ay sonundaki kontrolümüzde bir ilerleme kaydedemediğimizi gördük geçen hafta bir klinikte  CAM denen bir aletle yarım saatlik göz egzersizlerine başladık 12 seans sürecek. Doktor görme netliğinin sol gözde  %10 larda felan seyrettiğini söyledi umutlu konuşmadı ama bu aletle bu seviyede olup düzelen hastaların olduğunu belirtti aynı zamanda, sadece evdeki yapılan kapama ve aktivitelere çok dikkat ederek kontrollü bir şekilde bu durumun üzerine gitmemiz gerekli sağolsun klinikte hemşire ablamız ilgileneceğini söyledi Tarkan'la umutsuz olmayın dedi ne güzel bir yaklaşım bu bir bilseniz. Seanslara başladık evde de sağ gözünü kapatıp hızlı çizgi filmler yarış oyunları veya boyama yada gözünü çalışmaya zorlayacak aktiviteler yapmaya çalışıyoruz ama işte gel gelelim Tarkan anca bunlara 2 saat dayanabiliyor sonra resmen arızaya bağlıyor sıkıntıdan ve gözünü açıyor. Bu iş hergün böyle tekrarlanıyor ve işte o zamanlarda sizde anne olarak isyanlara başlıyabiliyorsunuz üzülebiliyorsunuz evet bende bu moddaydım bir süredir. Ama işte diyorum ya bazı hikayeleri ve hayatları okudukça bu baştan beri anlattığım başımıza gelenler aslında ne kadar çok şükretmem gerektiğini gösteriyor bana. Aslına bakarsanız az şeyler yaşamamışız bizde bu hastalıklarla ilgili yolda arada kalanları zaten saymadım hepimizin başına gelen şeyler gripti öksürüktü düşmeydi dikişti v.s Allah tekrarlarını daha beterlerini göstermesin şu hayatta. Ama şu bir gerçek belki çoğu kişi bunların hiçbirini dahi yaşamadan çocuğunu büyütebiliyor , işte kimileri de hergün bu saydıklarımı yaşayabiliyor. Tıpkı Aylin anne de okuduğum Özgür gibi. Annesi birşey yazmış bloğuna öyle bir dank etti ki bana herhalde ömür boyu unutamayacağım bir söz. Demiş ki  siz hergün deprem yaşarmısınız evet ben hergün kızımın geçirdiği ataklarla bunu yaşıyorum eliniz kırılıyor bacağınız kırıyor hergün biryerleriniz kırıyor bu depremlerle. Bunu okuyup da etkilenmemek mümkün değil. O yüzden kızım diyorum şimdi kendi kendime hayatta şükretmek için milyonlarca neden var şuan evet sıkıntı içindesin göz olayı seni derinden etkiliyor ama azimle üzerine gidersen olmaz diye birşey yok yalnızca biraz daha sabır bütün ihtiyacın olan şey, şükretmen için çok nedenin var çünkü.
Allah kimseyi çocuğuyla imtihan etmesin inşallah.


4 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

amin canım, Allah kimseyi çocuğuyla sınamasın. ben de yazdım dün, bir arkadaşımın yaşadığına istinaden... benim yaşadıklarım onunkinin yanında solda sıfır kalıyor ama yaşarken bunu unutuyorsun işte. çünkü tüm canın çocuğuna kanalize oluyor. o anda tek istediğin onun iyi olması, onun bir an önce yaşadığı sıkıntıdan kurtulması... çok şükür varlıklarına. çok şükür sağlıklarına...

nil dedi ki...

Amin.. dolu dolu, kocaman, yürekten bir amin...

Evet çoğu zaman mızıldanıyorum hatta nerden çıktı bu ateş, hastalık diyorum..Hastalıklar da bizler için, tedavisi olan dermanı olan herşeye şükretmemiz gerek...

Ama biz insanoğlu garip yaratıklarız, biliriz, yazarız, okuruz, yaşarız,anlarız, dank eder ama unuturuz... sil baştan...

Cidden şükredebilsek...Hepimiz kendi derdimizin en büyük dert olduğunu düşünüyoruz. Böyle zamanlarda bir şekilde bir blog okuyorum,telefonda bir tanıdığın anlattıklarını dinliyorum, gazetelerde neler okuyorum ve o isyan anlarımda Allahın bana senin sesini duyuyorum ama sen şükretmiyorsun dediğini anlıyorum...

Belki de dün benim de okuyup aynı duygularda olduğum postu senin okuman da aslında sana, bana bir yön gösterme, bir şükretme vesilesidir.

Allah tüm çocukları korusun, dediğin gibi hiç bir aileyi de çocuğu ile sınamasın...

Tarkanın Annesi dedi ki...

Sibel'cim senin de arkadaşının çocuğuna Allah şifalar versin gerçekten çok zor birşey bu dermansız dertlerle yaşamak işte o yüzden dedim ya şükredecek çok şeyimiz var.

Nil'cim anlıyorunki sende yazıdan etkilenmişsin gerçekten bazen bu tarz şeyler beni frenliyor galiba bu yazıları okudukça kendi kendime yarattığım ufacık sorunların üzüntülerin ne kadar gereksiz olduğunu anlıyorum şu dünyadaki en büyük zenginlik sağlık öpüldünüz canım.

Gökyüzünün ömRü dedi ki...

Amin...Allah şifalar versin...