30 Nisan 2009 Perşembe

Bugün Hiçbişey Yapmamak İstiyorum Ne Acı Birgün


Ooof Ooof ne denirki bilmiyorum artık. Bugün hiç bu satırları yazacağım aklıma gelmezdi gözlerim nemli boğazımda ve burnumda bi acı sanki öylece oturdu herşey içime. Dün 9 u Diyarbakır Lice'de, 1 ide Hakkari Şemdinli'de olmak üzere 10 anakuzusunu 10 tane aslanımızı gene şehit verdik. Bütün ömrü şehit haberleriyle yoğrulmuş bir nesil olarak sorulacak bir sürü şey var soruyoruz da yıllardan beri. Ama hani nerde çözüm nedir bunun adı???? Bir Türkiye Cumhuriyet'i bu kadar mı acizdir askerini vatandaşını korumakta. Bazen bu ülkede gerçekten yaşamak dahi istemiyorum. Artık bu şehit haberlerini duymaktan çaresizlik lafı olan ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ lafını duymaktan gerçekten gına geldi. Onca insan evladının kanı canı bu kadar mı ucuzki hep yan desteklerle güçlenen terör örgütüne onun elebaşılarına bu kadar müsamaha, gösteriş olsun diye yapılan 3-5 operasyon.... Hani ne var gene elimizde. 10 şehit... Dön dolaş aynı terane. İstense 5 dk'da çözümlenebilecek bir şey için malesef 30 yıldır sayısız yavru şehit oluyor.Ve ne yazıkki böyle olmasına da bu devletin ve ülkenin içindeki bir sürü çapulcu destek veriyor.Çünkü malesef bu devlet düzeni kimseden hesap sormuyor bazılarının işine gelmiyor.Olansa zavallı gariban halkımıza oluyor.O bilmem ne büyüklerinin hiçbirinin ne çocuğuna ne akrabasına hiçbirşey olmuyor. Yanlış anlamayın onlar da olsun demiyorum kimseye birşey olamsın.Ama birazcıkta bunun için vatanperver olalım bazı çıkarlar için bu ülkenin evlatlarını harcamayalım.Kolay mı bir çocuğu doğurmak acısıyla tatlısıyla binbir emek vererek büyütüp 20 yaşına getirmek askere göndermek ve öldü haberini almak. Ne kolay geliyor bazılarına.....İnanın bütün vücudum ağrıyor şuan.Bu ülkede yaşamaktan şu dk nefret ediyorum. Mümkünse hiçbirşey yapmak istemiyorum kimse de dokunmasın bana ağlıycam biraz. Artık bişeylerin hesabı sorulsun yeter ya bu kadar da pasiflik olmazki...

29 Nisan 2009 Çarşamba

Son Zamanlar ve Bugun Aşı Olduk

Yaklaşık 1 haftadır hiç yazı yazmıyordum. Aslında hergün yazılacak o kadar küçük ve büyük ayrıntılar oluyorki ama ah bide bunları yazacak zamanım olsa. O kadar hızlı geçiyorki şu zaman çoğu şeyi gerçekten o bir güne sığdıramıyorum. Malum çalıştığım için gerçekten şu anki süreç bana baya koşturmacalı geliyor. Sabah 6 - 6,30 arası Tarkan'ın gözlerini açmasıyla uyanıyorum. Biraz onunla sabah muhabbeti yapıyorum çünkü çok tatlı oluyor. Altını değiştiriyorum bu arada bir gülücükler bir mırıldanmalar sormayın gitsin. Öpüyorum kokluyorum ama doymak ne mümkün. Bu süreç bi 15 dk sürüyor sonra üzerini giydirme tabi bu arada genelde mızıldanıyor, çünkü hiç sevmiyor bu faslı. Sonra babasıyla doğru annaneye. Neyseki hem annane hem babanne yakın. Aslında her sabah yaşanan bu süreç hergün içimi burkuyor. Hersabah yavrumdan ayrılıyor olmak, onun hersabah rahatının bozulması bi oraya alışıp bir gelip eve alışması gerçekten zor ya. Bilmem belki bu söylediklerime kızanlar olabilir belki bende önceleri ya çalışmalıyım işte onca yıl emek ver oku sonra evde otur olurmu diyordum ama bu çocuk olayından sonra bütün dünyam gibi fikirlerimde değişti. Gerçekten onun bu çağlarına belki ilerleyen dönemlerdeki bütün ilklerine yaşadıklarına o anda şahit olamıyacağım. Çünkü oğlumun bütün gün yanında annane dede babanne veya halası olacak. İşte bazen bu duygu beni o kadar çok üzüyorki. Ama Türkiye şartlarında oğluma ve kendimize iyi bir yaşam ve gelecek sağlayabilmemiz için çalışmak zorundayım. İşte bu duygu bazen beni geriyor. Bu arada tabi hiçbirşeye artık yetişememekte cabası. Zaten zor bir iş muhasebe. Bütün gün çok dikkat gerektiren bir işi yapmak sonra gel Tarkan'ı al babasıyla, eve getir, yemek hazırla, Tarkan'la ilgilen, emzir, yedir derken onun uykusu geliyor ve tabiki bende bitik bir vaziyette onu uyutmaya çalışıyorum ve direk yatış. Nerdeyse genelde böyle geçiyor günlerimiz ama biraz havalar ısınsın o zaman babişko bizi nerelere nerelere götürcek hergün hayalini kuruyor. Neyse okudum da yazdıklarımı biraz çokmu ağlanmışım.

Dün eşimin küçüklük fotoğraflarından 1 tanesi elime geçti ve onları yayınlamak istedim. Bizim ufaklığı genelde bana benzetiyorlar ama bu fotoğrafları görünce bazı yerlerinin özellikle burun,ağız, ve yanak kısımlarının ona çok benzediğini farkettim.



Bugün 5'li karma aşımızı olduk.Ah yavrum gene uff oldu. Hemde iki bacağından. Ama yavrum o kadar canı sıkıki sadece vurulduğu an ağlıyor sonra hemen susuyor. Bugünde sadece vurulduğu an ağladı sonra hemen sustu arabada da uyudu yavrum bizde annanesine bıraktık işe gittik tabi. Ateşlenir korkusuyla anneme yarım fitil vermesini söyledim ve gün içinde birkaç sefer aradım neyseki ateşlenmemiş bebişim. Hatta bugün babannesi de gelmiş oturmuşlar.

Tarkan yarından sonra babannesinde kalmaya başlayacak artık. Çünkü annemler önce Silifke'ye ablamların yanına sonrada memleketimize gitcekler.Her yazı orda geçirirler. Ama bu yaz onlar için daha zor olacak sanırım. Çünkü annem şimdiden ben Tarkan'sız napıcam ona çok alıştım diyor hatta bana verin onu da götüreyim diyor düşünsenize. Gerçekten özellikle annem için çok zor olacak bu ayrılık. Geçen bir canımı daha burada koyup gideceğim bu sene dedi çok duygulandım. Napalım artık sağlık olsun.

25 Nisan 2009 Cumartesi

Küçüğüm Daha Çok Küçüğüm

Bugün Tarkan'ın birkaç fotosunu koyayım istedim. Hemde bence en güzel şarkının eşliğinde. Buyrun bakalım beğenecekmisiniz.



video

23 Nisan 2009 Perşembe

Bugün 23 Nisan Neşe Doluyor İnsan


Bugün 23 Nisan neşe doluyor insan. 23 Nisan diyince en çok aklıma gelen söz bu oluyor, birde ilkokuldayken müsamere ve bayram etkinlikleri için yaptığımız çalışmalar.Ben ilkokuldayken gelin ve damat vardı etkinliklerde 2 sene gelin olmuştum ablam bana çok güzel bir gelinlik dikmişti ne çok severdim o gelinliği uzun yıllar sakladım hatta.
Bugün Atamızdan tüm dünya çocuklarına armağan edilmiş yeğane bayram. Ve gerçekten her sene hep güzelliklerle kutluyoruz. Ben çok severdim 23 Nisan'ları hala da çok severim.Hele yabancı ülkelerden gelen çocukların yaptıkları gösterilere oldum olası bayılırım. Küçükken ne izlerdim TRT'de. Rengaren giysiler farklı folklor gösterileri. Artık malesef o kadar popülerliği kalmadı ee zaman değişiyor. Çevremdeki çocuklara bakıyorumda hiçbiri benim gibi sevinçle izlemiyorlar. Çünkü artık devir teknoloji ve bilgisayar devri. Ama değişmeyecek tek bişey varsa oda Atamızın tüm çocuklara armağan ettiği bu günün herzaman sevgiyle kutlandığıdır.
Haa sevgi demişken bizim yumurcağı soruyorsanız o çok iyi maşallah. Bugün oğlumunda ilk çocuk bayramı. Hava iyi olsaydı babası onu gösterilere götürecekti ama malesef hava yağışlı olduğu için çıkartamadık. Neyse kısmet inşallah bir sonrakilere. Canım yavrum 23 Nisan Çocuk Bayramın kutlu olsun. Daha nice güzel bayramlara hepbirlikte çıkmak dileğiyle seni çok seviyorum annecim.


Bu arada bu yazıyı yazarken birşeyi de atlamak istemiyorum. Nehir'i çoğu blog yazan arkadaşımız biliyordur. Aslında onunla ilgili duygularımı çok kereler yazmak istedim ama onun yaşamla ilgili savaşını, hayata olan dik duruşunu, sevimliliğini ve o küçücük yüreğiyle başardığı zaferleri inanın anlatacak kelimeler bulamıyordum. Evet Nehir'in okuduğumda yüzüme tokat gibi vuran gerçekliğini, yaşadıklarını, bütün dünyamda yarattığı etkisini hiç aklımdan çıkmayışını anlatabilmem mümkün değil. Ama dün büyük bir mutlulukla okuduğum şeyler inanın ailesi kadar benimde içimde baharlar, dallar, çiçekler açtı. Artık iyileşme belirtileri gösteren Nehir'e özellikle bugünü kendimce armağan etmek istedim. Nehir'cim Nisan yağmurları gibi bereketli gelsin bu günler sana ve 23 Nisan Bayramı'nın sana çok ama çok büyük bir sevgi ve sağlık getirmesi dilerim. Seni seven insanların olduğunu unutmaman dileğiyle.


20 Nisan 2009 Pazartesi

Dün Neler Yaptık Neler

Dün Bursa'da çok güzel bir hava vardı.Minik yaramaz her gün olduğu gibi dünde saat 6,5 ta gözlerini açtı ve tabi anneside.Yavrum azıcık daha uyusan dedim ama nafile kalktık emzirdim güzelce bir gerindi Tarkan ama ne gerinme. sonra tabi gülücükler başladı. Bendeki bütün uykusuzluğuda alıp götürdü o gülüşler. Ardından mırıl mırıl kendince konuşmalar ve sesler başladı. Babasıda uyandı ve aile saadetimiz tamamlandı. Uzunca bir muhabbet faslından sonra kahvaltı,Tarkan ve ondan fırsat bulabildiğim aralarda ev işi derken dışarı çıkalım dedik. Tam hazırlanıyordukki bir ahbabımız aradı. Burgaz'da oturuyorlar. Hadi sizi bekliyorum gelin dedi bizde hava iyiyken gidelim dedik.Ama evden çıkmak ne mümkün. Tarkan başladı ağlamaya.Üzerini zor değiştirdim ve çıktık. Biraz sıcak hava inşallah terletip hasta etmeyiz diye diye çıktık yola. Sonunda vardık. Sessiz sakin havası mis gibiydi. Oğlum Anıl abisiyle bir oynadı bir güldü sormayın gitsin. Bizde afiyetle Nurcan ablanın bize hazırladığı mamalardan yedik çayımızdan içtik. Sonrada herşey için teşekkür edip geri dönüş yoluna koyulduk.
İşte Tarkan'ın doğduğu hastane. http://jimer.com.tr burada doğan her bebek için bir sayfa oluşturuluyor ve bütün bilgileri ve yapılan yorumları okuyabiliyorsunuz. Ey internet sen nelere kadirsin. hani annem gibi konuşcam. Ya bizim zamanımızda bunlar mı vardı? şimdiki nesil çok şanslı. Gerçektende öyle.

18 Nisan 2009 Cumartesi

Hayatımdaki En Güzel Şey Tarkan'ım

18/12/2008 tarihi hayatımdaki en güzel başlangıcın tarihi.sevgili yavrumun dünyaya gelişi ve hayatımdaki herşeyin değişmesi güzelleşmesi. bu bloguda onunla geçen her anımı her saniyemi yazmak ve günün birinde onunla okuyarak neler yaşadığımızı paylaşabilmek için yazıyorum.
Dedim ya hayatımdaki en güzel varlık oğlum ve o bugün tam dolu dolu 4 aylık oldu. 4 ay önce bu saatlerde göğsümden süt emmeye çalışan minik elli, küçük dudaklı bir yavruydu. şimdi boyu 65 cm 7 kilo ağırlığında biraz yaramaz koca bir adam oldu.
Neler neler yaşadık bu arada. İlk 2 ayı baya sancılıydı. Daha 20. günde o kadar üzerine titrememe rağmen bizimde belki acemiliğimiz ve bilinçsizliğimiz yüzünden bronşit oldun. Hasta hasta yavrumun sevilmesi bizim tam 1,5 ayımaza mal oldu.daha 20 günlükken yavrum şuruplarla tanıştı. şuruplar kar etmeyince doktor yatış verdirdi bize. aslında buraları hızlı geçtiğime bakmayın ne üzüntüler ne şoklar yaşadım şuan düşünmek bile istemiyorum.belkide bu yüzden detaya inmek istemiyorum ve hızlı geçeyim bir daha olmasın diyorum. Evet hastanede geçen 6 gün yavrumun önce ayağına sonra eline takılan serum ve o serumu takarken ağlayışları benimse o ağlarken yüreğimin binlerce kez parçalanması göz yaşlarım Yüce Rabbim ne benim oğluma ne de hiçbir yavruya bunları yaşatmasın inşallah bir daha. Hastanede geçirilen 6 günden sonra Tarkan'ım iyileşme sinyalleri verince taburcu olduk ve 1 hafta daha hiç sevmediği o şurupları kullandık. zaten nasıl sevebilir ki o acımtırak tatları. canım benim bi ara inanın sütten çok şurup içiyordu.Ve böylece bronşit olayını atlattık.ardından birde idrar yollarında bakteri çıkmasınmı.onada şurup ve pomat.yani anlayacağınız Tarkan'ın ilk 1,5 ayı şurup ilaç muhabbetiyle geçti.

Sonrası mı? Sonrası artık gözünü dört açan, daha çok araştıran, daha çok soran, daha dikkatli belki bazen fazlaca korumacı ama daha bilinçli bir anne. Evet bu yaşadığım bana öyle büyük bir ders olduki aman nolcak canım ya işte bişey olmaz laflarına asla kulak asılmayacağını öğretti.
Tarkan dedim ya artık kocaman bir adam oldu. sürekli elleri ağzında çığlıklar atan sesler çıkaran resmen bizimle konuşan bazen inanmazsınız anne lafını bile söyleyen (tabi bunu biraz ben abartıyorum galiba ama kendince bişeyler söylerken tıpkı anne lafı çıkıyor bazende anne der gibi ağlıyor.) çok tatlı bir çocuk MAŞALLAH diyimde nazar değmesin oğluşuma.
Dün doktor kontrolümüz vardı. boyu 65 cm kilosu 7 baş çevresi de 40,5 çıktı. Doktor amcası iyice dinledi kulağına gözüne burnuna heryerine baktı. Tabi bizimkinde keyifler binbeşyüz. Altı açıldı ya. Ya bu yavru ne çok seviyor altının açılmasını bi bilseniz. Altım hep açık olsun diyor hiç bağlamayın. Ay bir gülücükler bir konuşmalar bir sırıtmalar. O haliyle gel ısır ye beni diyor. Neyse muayenemizi olduk güzelce doktor maşallah herşeyi süper şimdilik dedi. oh ne rahatladım dün bendeki sevinci görcektiniz ağzım hep kulaklarımdaydı. Sonra iş üzerimizi giymeye gelince bizimki bi yaygara kopardı vallaha kan ter içinde kaldım giydirene kadar. ne diyim oğluş giyinmeyi sevmiyor. Ama olmazki annecim öyle cıbıl cıbıl. Neyse bir halle giydirdik yavruyu ve onu annanesine bıraktık. İstemeye istemeye veda edip birer öpücük alarak kendimizde işe gittik.